Disneyland ve Bir Gün

Disneyland da bir gün rüzgar gibi geçti. Hatırladığım tek şey giriş biletiydi ve beklediğimizden yüksek bir fiyattı. Biraz kızdık doğrusu, “Her şey ne kadar pahalı ve ticari” dedik aramızda. Moralimiz bozulsa da biraz her şey içeri girene kadardı. Ama ondan sonrası hani görmek lazım derler ya.. Anlatması zor.

Gördüğüm şu ki; bu tip yerler küçük çocuklardan ziyade büyük çocuklar için. Bir de risk seven, adrenalin seven James Bond, Robinson Crusoe, üç silahşörler gibi film kahramanlarıyla büyüyen herkesin kesinlikle çok eğleneceği bir masal dünyası yaratmışlar.

Her oyuna giremedik haliyle. Mesela hızlı trenler bizim gibi kalp, tansiyon rahatsızlığı olanlara göre değil. Oysaki küçük büyük demeden ne çok adrenalin seven varmış. Binmedim ama sonradan da “keşke deneseydim” diye üzüldüm de….

Hayalet ev mesela bir yansıma harikasına dönüşmüş. Işık oyunlarıyla mükemmel bir oyun evi yapmış,Fransızlar.

Korsan gemisi ise bizi farklı bir dünyaya götürüverdi. Uzun bir süre kuyruk bekledik ama tekneye binmemizden itibaren o 20 dk harika geçti.

Aslında tüm oyunlara girmek için 1 gün yetmez, bu eğlence merkezine eğer bir çocukla geliyorsanız en az 2 gün ayırmanız lazım diye düşünüyorum.

Biz ise günün sonunda üstümüzde tatlı bir yorgunlukla,geride giremediğimiz bir çok oyun bırakarak ve tadı damağımızda kalarak düştük Paris’teki otelimizin yoluna..

 

 

 

 

 

 

Yazar: admin